Mind Game (R-Rated)

Posted on 14/02/2012

0


mind_game_369_1680

マインド・ゲーム : Mind Game, Robin Nishi’nin aynı isimli mangasının anime* uyarlaması. Ne olursa olsun tekrar denemeyi, vaz geçmemeyi ve artık korkmayı bırakıp yaşamayı konu ediniyor. Anime izleyicisiyseniz bileceğiniz üzere bu yeni bir konu değil. Fakat yönetmenliğini Masaaki Yuasa’nın yaptığı bu film, alışılagelmişin ötesinde.

Nishi sıradan bir insan. Büyük hayallerine bir türlü ulaşamıyor, ortaokuldan beri sevdiği Myon’a aşkını itiraf edemiyor, korkuyor, endişe ediyor, içine konuşup duruyor, erteliyor, sürekli ihtimal hesaplıyor, çok hayal kurup çok zaman kaybediyor. Ta ki bir akşam aniden ölene dek.

Mind Game’i manga olarak öne çıkaran şey kurgunun, zamanının işlerinden farklı oluşuydu. Nishi dönüşür. Bunun için utanç verici bir şekilde ölmesi, tanrıyı atlatıp geri dönmesi ve bir balığın karnında bilmem ne kadar zaman doldurması gerekmektedir. Mesele: zamanlama. Ölümden döndüğünde haklı olarak başlayan ani değişim, gerçek hayatlarından ayrı düştükleri, akıbetlerini bilemedikleri zorunlu bir tatille devam eder. Bu da Yuasa’nın değimiyle ikinci badire. Ne olursa olsun yaşamaya devam edeceğini, anı yakalayacağını söylemiştin. Hadi öyleyse.

Filmi anime olarak öne çıkaran ise devam eden kariyeriyle artık bir olgu haline gelen Yuasa sürrealizmi. Görüntü yönetmenin ifadesiyle “cilalı” bir el sanatı değil. Aksine çizimler olabildiğince kaba ve pürüzlü görünsün diye uğraşılmış. Mangada da var olduğunu okuduğum yüksek momentum, ince mizah, enerji, abstrakt hava bu şekilde aktarılmış. Zaman zaman karakterler çizimle desteklenmiş gerçek hallerine dönüşüyor, renkler birbiriyle plansız ve doğaçlama figürlerle dans ediyor, parmak boyası veya sulu boya gibi görünen parçalar aniden beliriyor, arka planda gravür resimler seçiliyor. Şimdi böyle ardı ardına yazınca kulağa tuhaf bir bulamaç gibi geldiğini biliyorum fakat müzikle de desteklenince ortaya çıkan şey post modern bir kolaj olmuş.  Çok bilinen Ghibli gibi stüdyolar düşünülecek olduğunda, bu yaklaşım oldukça inovatif. Ve çok fazla geminin bulunduğu bu okyanusta, yönetmenin de altını çizdiği üzere artık “enteresan” işler yol alıyor.

Yuasa’nın anlatıma katkısı aslında göründüğünden fazla. Öncelikle filmin başına ve sonuna; karakterlerin her birinin hayatına kronolojik bir bakış gibi düşünülebilecek birer klip yerleştirmiş. Bu hızlı bir başlangıç ve bir arka plan bilgisi gibi düşünülebilir. Açılışta pek mana ifade etmezken, kapanışta zihniniz küçük hikayelere yetişiyor ve çok daha anlamlı görünüyor. Yönetmen bunu elbette hareketin ve eğlencenin bir parçası olsun diye eklemiş. Ama daha da önemlisi, balığın karnında artık dışarıdaki hayatla ilgili daha olumlu ve hevesli bir görüş geliştiren Nishi’nin gözlerinden bakıyor gibi hissetmemizi istemiş kendimizi. En başta olaylar bağımsız ve anlamsız görünürken, sonunda büyük bir hikâye oluştururlar. Evet böyle de düşünülebilir. Ama bu anlam bana biraz zorlama görünüyor.

İkincisi; balığın karnından o büyük kaçış. Önce birlikte yoldaşlardan güç alarak, sonra ayrı ayrı, parçalanan kayığa, motora, giysilere, kemiklere aldırmadan, son hızla ve acıdan bağırarak ışığa koşmak. Sonra suya, su damlalarına, yirmi birinci yüzyılın enkazına, uçuşan sineklere, atomlara basarak koşmak, koşmak, uçmak, mavi sulara çakılana dek, yeni bir hayata koşmak, uçmak, yol almak…

Baştaki/ ve sondaki klipte onlarca şey arasında seçebileceğimiz bir karakter de eski bir çizgi film kahramanı; Time Boy. Kurguda nerdeyse hiç yeri olmayan bu karakterin tematik bir anlamı var, ve Yuaza’nin filme başka bir büyük katkısı da buradan yola çıkılarak yerleştirilmiş bir motif. Manga’da sadece Nishi ikinci bir şans elde eder. Onun öldüğü senaryoda, yağmurun altında saatlerce bekledikten sonra işini yapmaya çalışırken büyük belaya bulaşan yakuza çocukluk günlerinden Time Boy’u hatırlar. “Keşke bir yolu olsaydı”. Yuasa ekliyor; “Herkes ikinci bir şansı hak eder.” Bu tüm naifliğiyle, güzel bir fikir. Yalnızca doğru değil.

Mind Game güzeldi, enteresandı,, yer yer rahatsız ediciydi, tuhaftı, Mark Schilling’in ifadesiyle “kafa yaptığı” da doğru, özellikle görsel olarak tam bir uyarıcı. Ben de animeyi artık değişik bir şeyler görme arzusu ve umuduyla izlemiştim.  Sonunda açıkça dile getirildiği gibi, iyi-kötü, güzel-çirkin, zor-keyifli yönleriyle, yaşarken hayatı inşa ettiğimiz, ne olursa olsun ‘orada’ olmaya değdiği, hayatımızın böyle büyük ve güzel bir kolaj olduğu anlar vardır, doğrudur. Fakat yalnızca ‘enteresan’ olduğu için yaşamaya devam etmeyi istediğimiz fikrine katılmıyorum. Yaşamayı istiyoruz, çünkü aksini açıkça istemeyiz.

Sonucta Nishi korku ve endişeden sıyrılır. “Mesele kimin daha iyi, kimin daha kötü olduğu değil. Başarılı olmak veya sokaklarda ölmek de değil. ” Parası, yeteneği, önemli yerlerde tanıdıkları olmasa da, hep kaybedecekse bile elleriyle ve ayaklarıyla ve gözleriyle yaşamını şekillendirmek üzere; dışarı çıkmaya karar verir. Bu yalnızca ölümün getirebileceği bir değişim. ” live for all you’re worth, I am by your side ”  Gerçekten sıradan hayatlarına devam ettiklerini görseydik daha iyi olabilirdi. Sondaki flash-forward klip, bize uzun uzun ‘succes story’ler anlatmasaydı. Bu tüm animenin sonuçta varması gereken nokta olan ana temayı biraz bulandırmış.

Mind Game ilginçti. Özellikle görsellik ve tarzı için izlemek isteyebilirsiniz.

Rated R for violance, profanity and surreal sexual content.

* Anime: Animated Manga. Teknik ve orijinle ilgili tartışmaya girmekten sakınıyorum.

Kaynaklar: Anime News Network, Mark Schilling’in Japan Times’daki yazısı, ANIPAGES röportaj cevirileri: TenAJs ve 3 Stooges rö.p.

Posted in: Anime Filmler