Ghost Hound

Posted on 22/06/2011

0


largeanimepaperscans_ghost-hound_piyura071__thisres__176001

[My Anime List]

Ghost Hound, tümünü daha henüz birkac bölüm daha algılayamayacağımız, anlamını ise serinin sonuna kadar tabir edemeeceğimiz kopuk, rahatsız edici rüyalarla açılıyor.Bitkin gözlerle bakan cılız bir kız, karanlık pis bir hastahane odası, dudağındaki kara sinek, kötü ruhlar…  Rüyalar 11 yıl öncesine ait, çözülemeyen, unutulmaya yüz tutmuş hatıra parçacıklarıdır, rüya sahibinin narkolepsisi de öyle..

https://i1.wp.com/anime.blogsite.org/wp-content/gallery/Anime%20Snapshots/Ghost_Hound/Ghost_Hound_015.jpg

Tarō Komori 11 yıl önce bir kaçırma olayı yaşamış, bu olay ablasının ölümüyle ailesinin ve duyarlı bir çocuk olarak kendisinin de peşini bırakmamıştır. İlk bölümde sancılı, terli bir rüya olarak gördüğümüz anıları paramparça ve hasarlıdır. Günlerce rehin tutlmuş ablasının solgun yüzü, son sözleri gibi öğeler geçen zaman içinde eski bir plak gibi dağılırken Komori onu uyutmayan hissin ‘korku gibi bir şey’ olduğunu Tokyo üniversitesinden onca yolu kendisi için gelen  psikoloğuna acıklar. Belki ablasını duyabilse; neden korkuyor anlayacak. bu anlamda rüyalar hem yok olmasını istediği bir rahatsızlık sebebi, hem de henüz onlarla işi bitmediğinden gitmemeleri gerekiyor. İşte bu ikilemin zorlamasıyla mı bilemiyorum, hemen ikinci bölümde anlamaya başlıyoruz ki ilk bakışta sıradan rüyalar gibi görünen bu episodlar (sıradan rüya varsa tabi) aslında Komorinin astral seyehatleri, zaman zaman günümüzde Kyūshū adasının üstünde ucarcasına ama bir de hep gecmişe, uzayzamanda bir yerlerde sürekli tekrarladığını düşündüren anılarına, kimbilir belki de kendi sinapslarına.

‘In Brain Experience’ – Beynin Derinliklerine Gizlenen Tanrı

Animeyi science-fiction genresine dahil eden, büyük bir ustalıkla hikayeye yedirlmiş terapi seansları, MRI ve CT imajları, uzun uzun anlatılan sinir bilim dersleri ve psikolojik tanı ve tanımlamalar ise yönetmen Ryūtarō Nakamura, (bkz: Serial Experiments Lain), senarist yazarlar Chiaki J. Konaka (Serial Experiments Lain ve Texnolyze) ve   Shirow Masamune (bkz: Ghost in the Shell), üçlüsünün imzası niteliğinde. Shirow Masamune orjinal konseptini 87lerde geliştirmeye başladığı bu anime için neuroscience okumaları yapmış mıdır bilemiyorum, ama anime bir çok taptaze sıcacık, labaratuvardan evleirmize sinir bilim tanım ve bulguları içeriyor. Anime Shiro’nun yeni terapisti olarak tanıdığımız Atsushi Hirata’nın gözlem, not ve yorumlarıyla bana göre büyük argümanını gözler önüne seriyor: Astral seyehat, hayaletler görme, kendinden uzaklaştığını müşahade gibi kavramların gerçeklendiği beyin bölgeleri ve nöron grupları mevcuttur. Bu anlamda tek başına Shiro 11 yıl önceki travmanın izlerini beyninde taşıyor olabilir. Burada Kanadalı Profesor Michael A. Persinger’ in 1980 lerde başlayan çalışmasına animede bulunan bir öğrencisi vasıtasıyla yer verilmiş: Persinger temporal lob’u zayf manyetik alanla uyardığında insanların aşkın metafizik deneyimler yaşayacağını öne sürmüş, birçok toplu mucize ve mistik deneyimi bu şekilde açıklamaya çalışmış Laurentian University’den bir Profesördür. Hirata sensei animedeki bir diğer sinirbilimci meslektaşı Reika Ōtori‘ye (Persinger’in animede resmedilen öğrencisi) “Sen de tanrıyı gördün mü? ” diye sorar.


https://i0.wp.com/www.wallpapers-manga.com/galerie/ghost-hound/ghost-hound-wallpaper.jpg

Fakat Shiro bu seyehatlere tek başına cıkmamaktadır. Hikayenin diğer ana karakterleri : Makoto Ōgami ve Masayuki Nakajima ile birlikte gittikleri eski hastahane binasında (kaçırılma ve vefat olayının gerçekleştiği, rüyaların vuku bulduğu yere geri dönüş: Expose therapy) senkronize olarak yeni bir ruhsal salınıma girerler ve bedenlerini hastahanede bırakarak uçuşan sevimli ruhlar halinde hastahane binasından çıkarlar. Bu şekilde beraber dolaşmalar, dış dünyadan Rahibin kızı Miyako veya dağdaki gezgin amca gibi gerçek zamanlı şahitlerle konuşmalar animede ilk bölümlerde bir ikiliğin oluşmasını sağlıyor. Zamanla anlıyoruz ki bir Görünür dünya Utsushiyo ve bir de saklı dünya Kakuriyo vardır. Bu iki alan üstüste çakışık ve birbiriyle sürekli etkileşim halindedir. Birindeki doğal değişimler diğerinde an’da ve hıfz olunarak ayrı ayrı kendini gösterdiği gibi, keskin uçlu müdahalelerle biri diğerini yönlendirmekte kullanılabilir.

Bilimle kutsalın tartışması olmaktan böylece sıyrılan (ve çok da iyi eden) animede 3 tip bilim insanı vardır: Doktor Hirata: mistikle bir derdi yoktur, yalanlamaya çalışmaz, doğal bir olgu olarak kabul eder fakat gizli dünyanın görünür dünyaya açıldığı noktada beyin nasıl tepki veriyor bunu merak eder. İkinci bir grup çok ateşli olmasa ve zamanla anime içinde erise de Otori; kutsal ve mistik; fiziksel ve görünürle açıklanabilir, içinde eriyip yok edilebilir.  Ve bir 3. grup bunlar mistikten habersizdirler, yaptıkları şeyle evrenin doğal gidişatına tabir caizse çomak sokmaktadırlar, bunu gözlemlenebilir kötü niyetlerle olmasa da para, ün, başarı gibi sebeplerle yapan alt grupları vardır..

http://carineswan.files.wordpress.com/2007/11/ghost-hound.jpg

LTP : Anılar ve Sanrılar

İşte anime tatmin edici çizimleri, flash back ve forwardlar, zaman zaman misal alemine zaman zaman müşahade alemine giriş, çözülmeyen cocukluk meselelrinin peşinde çekilen acılar, distorte olmuş radyo mesajları, Makoto’nın agresif elektrik gitar soloları, ruh çıkarma seansları, dualar ile gergin, karanlık, sanrılı bir havayla devam edip gidiyor. 22 episode olsa da sıkılmak mumkun degil, her bölüm hikayenin bütününe yeni bir katkıda bulunuyor (filler-free).

Shiro kayıp anılarının derinliklerine dogru korkuyla ilerlerken MRI resimlerine bakıp soruyor: anılarım nerede? Ama memory(hafıza) için kayıtlı kesin bir yer yok. Memory olaylar doğal seyrinde olup giderken ufacık küçüçük nöronlarınızın birbiriyle birleştiği “boşluklarda” yani synapsda elektrik mesajların kimyasal ajanlara dönüşmesiyle kaydediliyor, ve beynin her yerinde dağılmış olarak bulunuyorlar. Limbik sistemin anatomisi dolayısıyla da bir hisle bütünleşmiş bir anı (hisler:amigdala) daha yüksek frekanslı bir dalgalanma oluşturuyor (kısa süreli hafıza: hippokampus) ve böylece daha rahat hatırlanıyor, en renkli ve derin rüyaları/kabusları oluşturuyor. Böylece Shiro’nun önce kendi beynine dair bütüne, kendi counciousness(bilinç)’ına cıktığı yolculuk, dünyanın rüya alemini oluşturan külli hafızasına erişerek, şeklen de terakki ederek, ve belli bazı yetiler de kazanarak devam ediyor (DNA’dan kainata). Burada evrenin anıları, misal alemine örneklemeler, ölüler alemine acılan pencere gibi kavramları zenginleştirici buluyorum.

Syntax Error

Bütünü bunlar oluştururken herkes kendi kötü anılarına, fobilerine, kendi hafızalarının derinliklerine hareket ediyor. Yakınlarda kasabada açılan Dai Nippon Bio biyoteknoloji firması’nın (sınıflandırmada 3. sıradalar) bölgenin ruhlar aleminin doğal seyrini bozması nedeniyle zaten kurulduğu yer itibariyle bu tip olaylara acık olan kasabanın eski anılarını dışarı döker, doğa üstü olaylar artar, metafizik deneyimler yoğunlaşır, ortalıkta gezinen hayaletler, Miyako’nun artan kişilik bozukluğu vs de bunla açıklanabilir.  Dai Nippon Bio firmasının orjinal projesi DNA bilgisinden beslenen cansız yaşam formları : bioidler üretmektir. Burada ‘Hayattar’ olma, canlı olma kavramı irdeleniyor, hücreler canlı değil, çünkü kendi beyin veya bilinçleriyle değil bir bilgisayar programıyla yönlendiriliyorlar. Ayrıca zaten yaşamın temel kurallarından olan bölünme – çoğalma’yı gerçekleştiremiyorlar. Bunları babasından dinleyen Masayuki üzgün üzgün soruyor “yaşam bundan mı ibaret?”,  Şaman ekliyor: “hayattan ne anladığınız bilmiyorum..” Cansız ve dolayısıyla ruhsuz olması beklenen bioidler misal alemindeyse eksik ruhlar. Ruhlar alemindaki savaşın başlangıcına sebep olan da bu. Dai Nippon Bio’dan çılgın bir mühendisin de etkisiyle kod işlemez oluyor: Syntax Error. Ruhlar alemindeki savaş büyük bir tayfun olarak gözlemleniyor. Doğal olan, yapay ve de eksik olanla savaşına Şamanlar Dağı’nda başlıyor.

Ama itiraf etmeliyim hologram, Shrodinger’in kedisi,  reankarnasyon, Kelam Ruhunun Miyakoya girmesi (possession), kehanete tapınma vs gibi belki de modarn dünya insanının mistik ve ruhlar alemine dair olanı fiziksel bulgularla ve bilimsel kategorizasyonla, bazen yanlış yorumlanan kadim eserlerle anlamlandırmaya çalışmasının bir göstergesi olarak algıladım ve de ‘buna ne gerek vardı, biraz kavram çorbası oldu bu anime’ diye düşündüğüm yerler oldu. Fakat buralar da gerçek eserlere göndermelerle, karakterler üzerinden psikanalitik açıklamalarla ve dahi bazen insanların kutsalı ve ruhlar alemiyle oluşturdukları köprülük görevini nasıl kötüye kullandıklarına dair küçük yan fikirler olarak görülebilir. Bu anlamda animede 3 grup mistik/dini kişilik oldugunu da belirtebiliriz: Makato’nun babaannesi gibi toplum tarafında güvenilen, otorite sahibi kahinler ama aslında zarar verirler, bu yetkinliklerini kötüye kullanmaktan cekinmezler, bildikleri halde doğanın bilgisine sahip çıkmazlar. İkinci grıp Miyako’nun babası  gibi yeni kuşak: bir meslekleri vardır, bilime inanırlar eski kutsal törenleri “ne de olsa din adamıyım inanmıyorum ama deneyelim” diye gerçekleştirirler, hem kadim bilgileri hem de yeni dunya bulgularını topladıkları zihinlerine bir çeki düzen vermeleri gerekmektedir. 3. grup ise dağdaki gezgin amca gibi hayatını gözleme ve düzeltmeye adamış mistik kişilerdir. Her türlü bilgiden insanlık için ve denge için yararlanırlar. animenin sonunda gelen mistikler gibi yüksek yetilerini düzeltmeye adamışlardır.

Hell Girl, Serial Experiments Lain, Texnolyze, Ghost in the Shell gibi eserleri andıran, ama kendi sağlam bir tadı olan bu anime özellikle mesleki alanımla örtüştüğü için beni çok eğlendirdi. Ayrıca yeni bir din gibi önümüze sunulan sinirbilim ışığındaki psikoloji bilimine birkaç santim kenardan alıştığımız yerin dışından bakmaya bizi zorlaya böyle işler iyi bir etki oluşturabilir. Animede kurgulanan dünya modeli de bana göre gayet başarılıydı. Bu tip işlerle anime, animasyon ve ‘scriptwriting’e olan inancım tazeleniyor.

Serinin açılış temasını “Poltergeist (ポルターガイスト)”  Mayumi Kojima seslendirmiş, güzel bitiş teması ise Yucca’dan Kazenari no Oka.

Anime hakkında oldukça fikir veren eğlenceli açılış temasıyla bu yazıyı tamamlayayım. Ayrıca çok güzel bir Türkçe çevirisini de bulduğum, Türkçe altyazıyla izleyip de çok beğendiğim nadir işlerden olan Ghost Hound gözleri gerçeğe açık, çocuk beynini kaybetmemiş korkusuz yetişkinlere göründüğünden fazlasını sunuyor..

Posted in: Anime Diziler